Sevgili Dostlar,
Bildiğiniz gibi Japonya'da Cuma günü çok büyük bir deprem oldu.Size detayları ancak bugün yazabiliyorum, toparlanmaya çalışıyoruz.
Deprem günü ben oturduğum şehre (Chigasaki, Tokyo yakınlarında şirin bir sahil şehri) 1 saat uzaklıktaki başka bir şehre gezmeye gitmiştim. Yuichi ise görevli Nagoya'da idi. İşim bitip trene geldim, ancak trenin kalkmasına daha 10 dakika vardı, burada saat öğleden sonra 2.50 civarıydı zannederim, Turkiye'de sabah oluyor yani, 7 saat geri gideceksiniz buradan. Tren kalkana kadar beklerken, Balım Kız'la rutin sabah telefon konuşmamızı yapmaya vakit var diye düşündüm, trenin yanında ayakta durup, telefonu çevirdim, daha bağlanmaya fırsat olmadan, yer önce yavaş yavaş sallanmaya başladı, buralarda deprem normal kabul edilir, telefonu kapattım ve geçsin diye birkaç saniye bekleyeyim dedim, ama deprem geçmedi, hatta dalga dalga yükseldikçe yükseldi. Uzadıkça uzadı, artık yeter, bu kadar da uzun olmaz diye kendi kendimle konuştuğumu, bağırdığımı duyuyordum. Yer ayağımın altından kayıyordu, bir zaman sonra ayakta duramayacağımı anladım, yere çöktüm. Trenler sanki dalgalı bir denizde batıp çıkan tekneler gibi, rayların üzerinde, bir sağa, bir sola gidip geliyordu. Bu arada hafif durur gibi olunca neresi emin diye düşündüm, inşaatçı olmamın verdiği kararla, çelik bir merdivenin altına kendimi attım, ama o kadar kuvvetli sallanıyorduk ki, bir ara galiba bu merdivende yerinden kopacak dedim. Ama gidecek başkada emin yer yoktu. Trenin içindekilerde şaşkın şaşkın, korkudan kocaman olmuş gözlerle yerlerinden kıpırdayamıyorlardı.
Deprem hafif geçer gibi olunca, tren yolu yetkilileri bizi hemen oradan çıkartıp, binanın içinde bilet aldığımız yerde topladılar, epeyce kalabalıktık ama kimsede panik yoktu, yanlızca hepimizde büyük bir şaşkınlık içindeydik. Ancak deprem biz burada beklerkende durmadı, ara ara kuvvetlice devam etti. Bu sefer binanın yıkılabileceğinden korktukları için bizi bina dışına taşıdılar. Bütün binalar, alışveriş merkezleri, restaurantlar, kahve dükkanları heryer boşaltıldı, kapıları kapatıldı. Tuvaletlere bile girmek yasaklandı. Hava oldukça soğuktu, ayaz vardı ve sert bir rüzgar hepimizi iliklerimize kadar donduruyordu. Minicik bebekler, çocuklar, kadınlar, adamlar. Telefon edip Yuichi'ye durumunu sorayım ve kendi yerimi bildireyim dedim, çünkü o nerede olduğumu bilmiyordu, ama telefonların hepsi kesikti, elektriklerde bir süre sonra gitti, bütün trenler, otobüsler, arabalar, taksiler durduruldu. İtfaiye ve ambulanslar akın etti yollara. Bu arada deprem kısa aralıklarla hep devam ediyordu, hiç durmadı.
Akşam olmaya başlamıştı ve benim eve dönmem lazımdı ama nasıl? Çalışmayan otobüslerden birinin şöförüne Chigasaki'ye gitmek için ne yapmam lazım danıştım. Bana yakın bir şehir adı verdi, oraya yürü, oradan belki otobüs işliyordur, çünkü daha büyük bir yerleşim yeri dedi. Allah'tan hergün spor yaptığımdan yürümek problem olmadı, hızlı adımlarla yarım saat sonra başka, daha büyük bir şehirde idim, ama artık akşam olmaya başlamıştı. Gayem yavaş yavaş yaşadığım şehre yaklaşmaktı, taksi olmadığı için direkt gitmemin imkansızlığını artık anlamıştım. Bu arada şans eseri Yuichi beni telefon ile bulabildi ve telefon çok kısa bir konuşmanın ardından tekrar kesildi, ama en azından durumlarımızı ve hayatta olduğumuzu öğrenmiş olduk.
O yeni geldiğim şehirde bir otobüs buldum ve nispeten yakın başka bir şehre hareket ettim, otobüs tıklım tıklımdı ama binebildiğime çok mutlu olmuştum. O başka şehiri hayatımda ilk defa görüyordum, bir harita olsada neredeyim bir anlasam diye hayıflanıyordum. Bu arada OğulKun beni aradı ve telefonla ilk defa yurt dışı onunla konuşabildim, iyiyim dedim ve kesildi telefon tekrar. Yarım saat sonra eve biraz daha yakın başka bir yerde idim. Polise gittim ve ne yapayım dedim, yüzlerce kişinin beklediği bir taksi kuyruğu gösterdi, beklersen gidersin ama 15 dakikada 1 taksi geliyor ve bütün bu insanlar saatlerdir bekliyor dedi. Yürüyerek 5-6 saatte varılır diye o olasılığı da ekledi sözlerine, ama tabii yürüyerek nasıl gidilecek yolu biliyorsan.
Önce bir enerji toplayayım dedim ve yakında bulduğum Royal Host diye bir restauranta girdim, sevdiğim ve ara ara gittiğim bir restaurant chaini. Sağ olsunlar, her geleni misafir ediyorlar, yemek servisini kalabalıktan kaldırmışlar ama kahve, çay, meyva suyu ücret almadan servis yapıyorlar, en önemlisi sıcacık bir ortam. Daha yolum uzun olduğu için bir kahve içtim, ellerimi yüzümü yıkadım, tap taze bir enerjiyle taksi bekleme yerine doğru hareket ettim. Sıcak bir yerin, sıcak bir içeceğin ne kadar önemli olduğunu orada anladım.
Taksi sırasına girdiğimde önümde belki 200 kişi bekleyen vardı, taksi çok seyrek geliyordu, ama zaten sokakta kalmıştım, ha burada ha başka bir yerde nasıl olsa beklemek zorunda idim. Saat akşam 8 gibi beklemeye başladım ve saat gece 2,5 da ancak sıra geldi, oda şansıma küçük bir treni hareket ettirebildiler, önümdeki birçok kişi o trene binmek için sıradan ayrıldı. Binebildiğim taksinin şöförü, benim perişan halimi görünce acıdı, onesan (abla) sen uyu ben gelince seni uyandırırım dedi. Soğuktan donmuştum, artık bacaklarım yorgunluktan tutmaz olmuştu. Eve gece 3 ü gece vardık ama bizim binayı görünce hissettiğim mutluluğumu size anlatamam.
Şimdi depremde zarar görmüş bir nükleer santralın, en kısa zamanda problemsiz sorunlarının giderilmesi için sizden enerji göndermenizi rica edeceğim. Bu gece Türkiye saati ile 10 da, lütfen hepiniz Fukushima'daki nükleer santrala pozitif enerji gönderin, radyasyon sızıntısı en kısa zamanda tamamen dursun. Bu depremden etkilenen tüm kişiler en kısa zamanda şifa bulsunlar.
Hepinize sevgiler. Bu gece bu grup Japonya'ya daki insanlara, depreme, nükleer santrala enerji göndermekle görevli, hadi herkes iş başına, bakalım neler yapabileceğiz. O saatte gönderemeseniz bile, enerjiyi o saat için niyetle yönlendirin. Biz grup olarak birçok şeyi başardık, bunu da başaracağız Allah'ın izni ile. Işıkla.
13/03/2011 NOTLARI
Nükleer santral gerçekten hepimizi endişelendiriyor. Soğutma için, santrala deniz suyu basılmaya başlandı, ama ne olur kimse bilmiyor şu anda, yangın devam ediyor. Bu santral JPower'a ait değil. Santral yakınındaki bazı yerleşim yerlerinden haber yok, ulaşım yapılamıyor, belki binlerce kişi. Başbakan ve tüm çevresi de dün işçi tulumlarını giydiler ve canla başla herkes görevini yapmaya çalışıyor, makam ayırt etmeksizin. Burada hükümet gerekli herşeyi yapıyor, halkın yapacağı, söylenen kurallara kesinlikle uymak ve haberleri takip etmek. Binlerce asker deprem yerinde. Bizim eve gelince, Yuichi sabah 5.30 da yola çoktan çıkmıştı bile. Ne zaman gelebileceği belirsiz, çünkü küçük bavulu ile gitti, ne zaman nerede olacak gelişen durumlar gösterecek. Benim hafta sonuna dönmemin iyi olacağına karar verdik, uçak bileti hazırlıklarına başladım, çünkü burada benim yapabileceğim birşey yok, evde oturup Tv. takip ediyorum, sizin gibi dua ve reiki gönderiyorum tüm ihtiyacı olanlara. Sevgiler herkese...





Twitter
Myspace
Digg
Del.icio.us
Reddit
Yahoo
Newsvine
Googlize this
Facebook