İzmir İtfaiyesi’nin arama-kurtarma köpekleri, eğitimleriyle görenlere parmak ısırtıyor. Köpekler, sadece canlı insan bulmak üzere eğitim alıyorlar. İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı Arama Kurtarma Şube Müdürlüğü’ne bağlı 5 adet arama kurtarma köpeği, afetlerde hayat kurtarmak üzere eğitiliyor. 17 Ağustos 1999 yılında meydana gelen Gölcük depreminden sonra itfaiye bünyesine dahil edilen arama kurtarma köpekleri, eğitimleriyle göz kamaştırıyor. Köpekler deprem, yangın, sel gibi afet durumlarında enkazdan canlı insan kurtarmak üzere günde 8 saat eğitim alıyorlar. Özel eğitim almış 4 eğitmen, labrador cinsi Şans, Seymen, Giny ve Betty ile pointer cinsi Şiva’yı ezber yöntemi yerine şartlı refleks tekniğiyle, ödül sistemine dayalı eğitiyor.
Köpeklere, yönlendirme, çeviklik, itaat ve arama-bulma ana başlıklarında eğitim verildiğini belirten köpek eğitmeni İbrahim Yılmaz, söz konusu eğitimlerin ilk önce oyun şeklinde başlatıldığını belirtti. Hayvanın sadece canlı insan bulmaya yönelik eğitim aldığına dikkat çeken Yılmaz, “Afet sonrası enkaz durumunda köpeğin karşılaşabileceği her türlü sürprize karşı, hayvanı sosyalleştiriyoruz. Bu yüzden zaman zaman hayvanat bahçesine giderek evcil hayvanlar ile bazen de insanlarla tatbikat yapıyoruz. Hayvanın enkaz altındaki ölülere de havlama yaparak zaman kaybına uğramamak için özel bir eğitim veriyoruz. Köpeğin ezber yapmaması için de, her çalışma gününde farklı noktalardan başlattığımız eğitimi bazen teker teker bazen de grup halinde gerçekleştiriyoruz” dedi.
Özel eğitim almış bu köpeklerin şov köpeği olmadıklarını, sadece insan hayatı kurtarmak üzere eğitim aldıklarını ifade eden Yılmaz, “Bu nedenle köpeklerimizin kafalarının karışmaması amacıyla onlara gerekli bilgilerin dışında başka eğitimler vermiyoruz. Bu kutsal işi, layıkıyla yapabilmeleri için çok titiz çalışıyoruz” diye konuştu.
Arama kurtarma köpeği Seymen, engebeli arazide kolay tırmanış yapması için merdiven çıkartılarak eğitiliyor.
http://www.izmir.bel.tr/Details.asp?textID=5666

Deprem sonrası kurtarma çalışmaları Japonya’da bir bilim dalı
Japonlar deprem ve depreme müdahale konusunda son derece uzmanlaşmış bir ulus. Çünkü Japonya'da her gün yüzlerce deprem oluyor. Deprem sonrası kurtarma çalışmaları ve organizasyonu bir bilim dalı. Bu bilimin de teknolojisini oluşturmuşlar. Türkiye'ye gelen Japon kurtarma ekibi, deprem konusunda Japon mucizesini gözler önüne serdi. Japon ekibi Yalova çevresinde 48 saat içinde birçok canı kurtardı.
Askeri disiplin
Korkunç depremin haberi Japonya'ya ulaştığı anda, Japon hükümeti, bir yardım ekibinin hemen hareket edecek şekilde hazırlanması emrini vermiş. 12 saat süren bir hava yolculuğunun ardından 47 kişiden oluşan Japon ekibi, çarşamba günü öğlen saatlerinde İstanbul'a indi.
Japon ekibinin özel malzemelerinin ağırlığı toplam birbuçuk ton. Her biri çelik kasalar içinde. İstanbul Valiliği'nin yönlendirmesiyle Yenikapı'dan kalkan feribotla Yalova'ya geldiler. İlk durak kriz masasının kurulduğu kentin futbol stadyumu. Her çalışma buradan koordine ediliyor. Ancak futbol sahası kentin içinde olduğu için buraya ulaşmak saatler sürüyor. Karanlık bastı ve artık Yalova'da sadece ay ışığı hakim. Ekip Başkanı Mitsunori Shirakawa, asker disipliniyle hareket eden ekibine, ‘Başlayın’ emrini verdi. İlk durak Yalova'nın 15 kilometre doğusundaki Kahramanlar Sitesi.
ÖNCE CANLIYI BUL
Depremzedeler, kurtarma çalışmasının enkazın kaldırarak yapıldığını düşünüyor. Yalova içindeki çoğu çalışma da bu mantıkla yapılıyor. Yani tonlarca ağırlıktaki beton duvarlar vinçlerle, kepçelerle kaldırılmaya çalışılıyor. Japonların farkı burada başlıyor.
Canlıyı enkazı kaldırmadan buluyorlar. ‘Pin point’ adı verilen nokta bulma esasıyla çalışan ekip, moloz yığını haline gelen ve yüzlerce metrekarelik bir alanda bir tepe görüntüsü oluşturan sitenin hangi bölgesinde canlı olduğunu sanki röntgen filmi çeker gibi buluyorlar. Diğer ülkeden gelen yardım ekipleri ise bu işi köpeklerle yapıyor. Kokuyu alan köpek kaç kat, ya da metre altta canlı olduğunu söyleyemiyor ki. Japonlar bu nedenle kendi ülkelerinde de köpek kullanmıyor.
Enkaza uzun bir oltayı andıran ve bir ekrana bağlı Fiberscope adı verilen bir alet uzatılıyor. Elektronik alet, enkazı hassas bir şekilde dinliyor. Soluk alışverişi ve nabız atışının sesini arıyor. Nabız atışı bulunduğunda, işte canlı! Ekrandan yeri ultrasonografi gibi görülüyor. Bu alet aynı zamanda dokunarak ilerlediği yerlerin kimyevi özelliklerini tahlil ediyor. Yani taş arasından ilerlerse ‘taş’, bir insana çarparsa ‘insan’, yaşıyorsa ‘canlı’ ya da ‘ceset’ diye mesajlar gönderiyor.
Köpekli kurtarma timi
Almanya'nın Hamburg kentinden gelen gönüllüler, depremi duyar duymaz soluğu Türkiye'de alan yabancılar arasındaydı. ‘Kurtarma Köpekleri Gönüllü Timi’ Avcılar Merkez Karakolu'nun yanında kurdukları çadırlarda konuşlandı.
Masrafları Almanya'daki Kızılhaç tarafından karşılanan gönüllülerin temel prensibi ‘‘dünyanın neresinde olursa olsun hayat kurtarmak.’’ Asıl mesleklerinin yanısıra haftada bir gün eğitim görerek, özel eğitimli köpeklerinin yardımıyla Almanya ve dünyada can kurtarmayı amaçlayan gönüllüler ev kadını Wirblat Busch, Astrid Harbs, uçak mühendisi Dirk Bomme, mühendis Heino Harbs, mobilyacı Gerret Herbst, sürücülük kursu öğretmeni Daniel Pacher ve doktor Hans Paulini'den oluşuyor. Avcılar'da göçükten göçüğe koşan ekibin Alman Kurdu ve Labrador cinsi dört köpeği enkaz altındaki ölülerin ve sağ olabilecek kişilerin yerini saptamaya çalışıyor.
Grubun lideri Heino Harbs sağ birini hissetiğinde köpeğin havladığını, ceset yeri belirlediğinde de havlamadan o bölgenin üzerinde dolaştığını söyledi.
Kızılhaç'a fazla yük olmamak için masrafları minimuma indirdiklerini anlatan Harbs, ihtiyaç olduğu sürece kalacaklarını da vurguladı. Harbs, kendilerinin ölü ya da sağ olanları saptadıktan sonra işlerinin tamamlandığını, ceset ya da canlıları çıkarmanın diğer görevlilerin işi olduğunu belirtti.

yazar esmasühendan senger, Ekim 25, 2011




Twitter
Myspace
Digg
Del.icio.us
Reddit
Yahoo
Newsvine
Googlize this
Facebook